T.R.H.B

111header
111header111
anar

Ey Işık Savaşçısı

·        İnsan yazgısına ihanet etmek için doğar ve bil ki zaman zaman sen de ihanet edeceksin yazgına.

·        Kendi yazgına doğru yürürken sık sık yön değiştirmek zorunda kalacaksın. Kimi zaman dış koşullar senden daha güçlü olacak,bu durumda bir korkak gibi görünmek ve yönünü değiştirmek zorunda kalacaksın. Bütün bunlar senin eğitiminin bir parçasıdır.Ama hiç kimse,içinin derinliklerinde yatan isteği göz ardı etmez. Bazı anlarda dünyayı ve ötekilerini kendinden daha güçlüymüş gibi görsen de bu böyledir. Bu işin gizi şuradadır: Asla vazgeçmemek.

·        Kendi yazgının çizdiği yola girmeden önce çeşitli aşamalardan geçmen gerekir.

·        Herşey Tanrının yazdığı gibi olup bitecek,kimi zaman yaşamında sıkıntılarla karşılaşacaksın ve bu sıkıntılardan istesen de kaçamayacaksın. Ama hepsinin bir nedeni var, bu sıkıntılara düşme nedenini o sıkıntılar başına gelmeden cevaplandıramazsın, ancak o sıkıntıyı aştıktan sonra , o sıkıntıya neden düştüğünü anlayacaksın.

·        Yaşamın boyunca sürekli düşmanların olacak, bir düşmanı denetim altına alıp yok etmenin en iyi yolu, onunla dost olmuş gibi görünmektir. En iyi savaşçı, düşmanını dosta dönüştüren savaşçıdır.

·        Yüklendiğin görev konusunda, o görevi yerine getirip getiremeyeceğin konusunda zaman zaman kuşkuya kapılacaksın, yapmaman gereken tek şey verilen görevi unutmamaktır. Unutma kendinden kuşku duymayan kişinin değeri yoktur, çünkü değerli olduğuna körü körüne inanmış, böylelikle de gururlu olma günahını işlemiştir. Kararsızlık anları yaşayan kişilere ne mutlu!

·        Etrafındaki dağlara bak, onlara farklı yönlerden baktığında, farklı dağlarmış gibi görünür, oysa dağlar hep aynı dağlar. Bu yaratılmış olan herşey için geçerli, hepsi aynı Tanrının farklı yüzleri.

·        Aşkı küçümseme ve kapını çaldığında sonuna kadar aç ona gönül kapılarını, çünkü aşk seni özgür kılacaktır, bir ışık savaşçısı için özgürlüğün çok önemli olduğunu hiç bir zaman unutma.

·        Rab,nefretini unutmak için yakaran kişilerin dualarını dinler,oysa sevgiden kaçmak isteyenlerin dualarına kulakları tıkalıdır. Dualarında bu noktaya her zaman dikkat etmelisin, çünkü dua çok önemli bir silahtır. 'Rabbim benim çobanımdır' diyen Davud peygamberin yaptığı duayı sen de sık sık dualarına eklemelisin: "Ruhumu yatıştır ve beni dingin suların kıyısına götür. Ve beni yaşamımın amacından sapmaktan koru."

·        Şu sıralarda insanların çoğu yaşama sırtını dönmüş durumda, canları sıkılmıyor, ağlamıyorlar, zamanın geçmesini beklemekle yetiniyorlar. Yaşamın meydan okumalarını kabullenmiyorlar, yaşam da onlara meydan okumuyor artık. Senin için de aynı tehlike sözkonusu. Tepki ver, yaşamını göğüsle, ama onu reddetme. 'Benim yaşamımın artık bir anlamı var' de. Meşgul olacak bir şey bul her zaman kendine, böylelikle zaman senin yandaşın olur, düşmanın değil.

·        Rab insanlara her yaşta o yaşa özgü kaygılar verir,bunu hiçbir zaman aklından çıkarma.

  • "Bir insanın yapacağı işlere bak:
    - "Onun davranışlarına dikkat et."
    - "Dinlendiği şeylere bak."
    - "Bir insan kişiliğini nasıl gizleyebilir?"
  • 'üstün insan' Konuşmadan önce eyleme geçer ve sonra eylemine göre konuşur." " 'Büyük ve üstün insan' özgür düşüncelidir ve dar kafalı değildir. Ancak küçük bir insan dar kafalıdır ve özgür düşünceli değildir."
    "Düşünmeden öğrenmek, zaman yitirmektir. Bir şeyi öğrenmeden düşünce ileri sürmek, tehlikelidir. "sana bilginin ne olduğunu öğreteyim mi? Bir şey bildiğin zaman, onu bildiğini göstermeye çalış. Bir şey bilmiyorsan, onu bilmediğini kabul et. İşte bu bilgidir."

 

  • "Garip öğretiler üzerinde çalışmak, gerçekten zararlıdır" Çok dinle, kuşkulandığın noktaları bir yana bırak ve sakınarak konuş; o zaman pek az yanlışın olur. Çok gör ve tehlikeli şeylerden uzaklaş ve davranışlarında sakıngan ol. O zaman pişman olmazsın. Bir kimse konuşmalarında ve davranışlarında az yanlış yaparsa, bu kimse kazanç yolundadır demektir."

 

  • Ey Savaşçı, dostlarını asla unutma! Bir savaşçıya, kendisine yapılan yardımı hatırlatmak gerekmez; bunu ilk hatırlayan odur, elde ettiği bütün ödülleri de dostlarıyla paylaşır. Unutma, bütün yollar senin yüreğine çıkar, tutku ırmağına tereddüt etmeden atla. Kararlarını yüreklilikle, tarafsızlıkla ve az buçuk gözünü karartarak al.Tutkularına kucak aç ve onlardan büyük keyif al. Bir şeyi elde etmenin verdiği zevkleri yadsımanın gereği yok, o zevkler hayatın bir parçası ve kendilerini tadan herkese neşe verir, bunun ayırdında ol her zaman. Geçiciyle kalıcı arasındaki farkın da… Yalnızca kendi gücüne güvenme, rakibinin enerjisinden de yararlan. Şunu hiçbir zaman aklından çıkarma: Kazanmak için yalnızca heyecan ve eğitim yeterli değildir; önemli olan deneyimdir.

 

  • Asla hile yapma! Ancak hasmının dikkatini nasıl dağıtacağını da bil. Ne kadar kaygılı olursan ol, hedefine ulaşmak için elinin altındaki her stratejiyi kullan. Kuvvetten düştüğünü görürsen, karşındaki düşmanı, zaman kazanmaya çalıştığına inandır. Ne istediğini bil! Açıklamalarla zaman yitirme. Sana saldırmakla eline pek az şey geçeceğine düşmanını ikna et, bu onun hevesini köreltir. Çok güçlü bile olsan, güçsüz numarası yapmaktan utanma, böyle yaparsan düşmanının tedbirsiz davranmasını ve sana zamanından önce saldırmasını sağlarsın. Unutma ki, savaşta zaferin anahtarı, hasmını şaşırtabilmekte yatar. Asla görünüşe aldanma! İnsanlar seni etkilemeye çalıştığı zaman suskun kal, böyle durumlardan yararlan ve kendi kusurlarını düzelt, çünkü başka insanlar bizim için mükemmel bir aynadırlar. Kendini eğitmek için her fırsattan yararlan. Kimi zaman sevdiklerinle kavga edebilirsin, dostlarını savunan kişi asla hayatın fırtınalarına yenilmez, güçlükleri aşacak ve yoluna devam edecek kadar sağlamsın sen! Giriştiğin her çatışmadan bir şey öğrenmiş olacaksın, gerçi bu derslerin pek çoğu senin gereksiz yere acı çekmene sebep oldu, hatta bir yalan uğruna savaşıp zaman kaybettiğin de çok oldu, sevgini hak etmeyen insanlar için bile acı çektin sen! Ama unutma ki, zafer kazananlar, aynı hatayı iki kez işlemezler. İşte bu nedenle sen ey savaşçı! Gerçekten değen bir şey için kendini tehlikeye atmaktan kaçınma…

 

  • Ey savaşçı, sebat et! Bil ki sebat ısrardan farklıdır.Bazen çatışmalar gereğinden fazla uzayabilir, gücün ve heyecanın tükenebilir. Böyle durumlarda şunu düşün: “Savaş uzarsa, galip gelenler de sonunda mahvolur.” Kuvvetlerini savaş alanından çek ve kendine soluk alma fırsatı tanı. Biliyorum arzun sürmekte, ama saldırı için en uygun zamanı kollamalısın. Unutma ki, bir savaşçı her zaman savaş alanına geri döner, ama bunu asla inattan yapmaz, dönüş nedeni havanın değiştiğini fark etmesidir. **Ey savaşçı, bazı anların yinelendiğini bil! Aynı sorunlar durmadan karşına çıkar ve sen böyle anlarda karamsarlığa kapılırsın, hayatta başarılı olmadığını düşünürsün. Bütün bunları daha önce de yaşadım dersin yüreğine. Evet doğru, sen bunları daha önce de yaşadın ama daha ötesine geçmedin ki. Unutma ki, bu yinelenen deneyimlerin bir tek amacı var: “Öğrenmek istemediğin bir şeyi sana öğretmek!” **Ey savaşçı, biliyorum senin ne yapacağın önceden belli değildir, olsun, yeter ki başkalarının sana biçtiği rolü oynamaya çalışarak zaman yitirme! ** Ey savaşçı, bil ki senin gözlerinde her zaman belli bir ışıltı bulunur. Sen bu dünyaya aitsin, başkalarının bir parçasısın, çoğu kez cesaretsizsin, her zaman doğru kararı almazsın, en önemsiz şeyler için üzülürsün, düşüncelerin sıradandır, çoğu kez mucizeyi hak etmediğini düşünürsün, hayatının anlamsız olduğuna inanarak uykusuz geceler geçirirsin. Ama üzülme! İşte tam da bu yüzden sen ışığın savaşçısısın: hata yaptığın için, kendine soru sorduğun için, bir neden aradığın için, ve onu kesinlikle bulacağın için! ** Ey savaşçı, davranışlarının başkalarına çılgınca gelebileceğine hiç aldırma! Tek başınayken –biliyorum- yüksek sesle kendi kendine konuşursun. Biri sana bunun meleklerle konuşmanın en iyi yolu olduğunu söylemiştir de sen bu yüzden şansını deneyip onlarla bağlantı kurmaya çalışıyorsun. Evet, ilk başta bu sana güç gelecek, söyleyecek bir şeyin olmadığını düşüneceksin, ama sen asla pes etme! Sabahtan akşama kadar yüreğinle konuş, aklına yatmayan şeyler söyle, saçma sapan konuş. Günün birinde sesinde bir değişiklik far edeceksin ve ilahi bir güce sözcülük ettiğini anlayacaksın. Ama bunları denemeden bunları bilemezsin ki, Evet savaşçı, deliye benzeyebilir, ancak unutma ki senin bu halin yalnızca bir kılık değiştirmedir.

 

  • Ey savaşçı, düşmanını seç. Bazı kişiler pes etmez, seni rahatsız etmek için ellerinden geleni yapar, kışkırtır, hakaret ederler. Yüreğine danışırsan sana şunu fısıldayacaktır: “Bu hakaretlere karşılık verme, bunlar senin gücüne güç katmaz, kendini gereksiz yere yormuş olursun. Kışkırtmalara kulak vererek zamanını boşa harcama, senin gerçekleştirmen gereken bir yazgın vardır.” ** Ey savaşçı, bütün yaşadıklarına rağmen karşına çıkan güçlüklerden pişman olma, çünkü onlar seni ulaşmak istediğin yere getirdiler. Çarpışmaların izlerini ve yaralarını bedeninde taşıyorsun, onlar senin acılarının tanıkları ve ele geçirdiklerinin ödülleri. Bunlar sana Cennet’in kapılarını açacak olan değerli izler ve yaralar. ** Ey savaşçı, üzerinde yürümeye başladığın Yol’u tanı, Tanrı’nın ve Tanrı’nın işaretlerinin yardımını kabul et, yaşamın sana hazırladığı görevlere doğru rehberlik etmesine izin ver. Kimi geceler uykusuzluk çekeceksin, bu iş böyle, bu yolda yürümeyi kendin seçtin. Üzerinde yürüdüğün yolu sen seçtin, bu yüzden yakınma.     ** Ey savaşçı, Evren sana yardım edecek ve önyargılı olanlara engel olacaktır. Unutma ki, bedenin ve ruhun yeni meydan okuyuşlara ihtiyacı vardır. Önemli olan şeyler kalacak, yararsız olan ne varsa yok olacaktır. Sen başkalarının hayallerini yargılamakla sorumlu değilsin, bu yüzden başkalarının kararlarını eleştirerek zaman harcama. Kendi yoluna güvenebilmen için başkasının yolunun yanlış olduğunu kanıtlaman gerekmez. ** Ey savaşçı, ele geçirmeyi kafana koyduğun yeri dikkatle incele, hedef ne kadar zorlu olursa olsun, engelleri aşmanın bir yolu hep bulunur. Alternatif yollar ara, kılıcını bile, karşı koyabilmek için yüreğini gerekli azimle doldurmaya çalış. İlerlerken hiç hesapta olmayan güçlükler çıktığını fark edeceksin, en uygun anı beklersen bil ki asla yola çıkamayacaksın, bir sonraki adımı atabilmen için gözünü karartman gerekecektir. Gözünü karart, çünkü –hem aşkta hem savaşta- her şeyi önceden görebilmek olanaksızdır.

 

  • Ey savaşçı, kusurlarını bil, ama erdemlerini de bil, erdemlerinden olabildiğince yararlanmaya bak. Üç şeyin her zaman seninle birlikte olmasına dikkat et: İnanç, umut ve sevgi. Bu üç şeye sahipsen, ilerlemekten korkma. **Ey savaşçı, kimsenin aptal olmadığını ve hayatın herkesi eğittiğini bil, elinden geleni yap ve başkalarından da bunu bekle, gönlün bol olsun, herkese ne kadar çok şey başarabileceğini göstermeye çalış. Bazı yoldaşların sana.” Bazı insanlar ne kadar nankör” derler, bu söz senin azmini kırmasın, insanları yüreklendirmeye devam et, çünkü bu yolla kendini de yüreklendirmektesin. **Ey savaşçı, unutma ki, savaşa girmekten korktuğun olmuştur, yalan söylediğin ya da birine ihanet ettiğin, kendine ait olmayan topraklara girdiğin, çok önemsiz nedenler yüzünden acı çektiğin, ışığın savaşçısı olmadığını sandığın, manevi görevlerinde kusur işlediğin, hayır demek isterken evet dediğin, sevdiğin birini kırdığın olmuştur elbette. Bil ki işte bu yüzden ışığın savaşçısısın sen, bütün bunları yaşadığın ama yine de daha iyi biri olacağına ilişkin umudunu yitirmediğin için. **Ey savaşçı, Huxley derki, “yaptıklarımızın sonuçları, budalalar için korkuluk, bilge insanlar için de işaret feneri olur.” **Ey savaşçı, alman gereken kararları erteleme, harekete geçmeden önce iyi düşün, sorumluluklarını ve görevlerini göz önünde tut. Soğukkanlılığını korumaya ve atacağın her adımı yaşamsal öneme sahipmişçesine irdelemeye çalış. Kararını verir vermez harekete geç, yaptığın tercihle ilgili bir kuşku taşıma, koşullar tahmininin dışında gelişse de yön değiştirme, Bil ki aldığın karar doğruysa savaşı kazanacaksın, bu savaş uzun sürse de. Kararın yanlışsa yenileceksin ve yeniden başlayacaksın, ama bu kez daha akıllı davran. Ancak bir işe girişirsen sonuna kadar yolundan dönme.

 

  •  Ey savaşçı,  en iyi öğretmenlerinin savaş alanını paylaştığın insanlar olduğunu bil. Öğüt istemek tehlikelidir, daha da tehlikeli olan öğüt vermektir. Yardıma gereksinim duyarsan arkadaşlarının kendi sorunlarını nasıl çözümlediğine ya da çözümleyemediklerine bak. Esin arıyorsan, kendi koruyucu meleğinin sana söylemek istediği şeyleri yakınlarının dudaklarında oku. Yorgunsan ya da yalnızsan, uzaktaki kadınları-erkekleri- hayal etme, yanındaki kişiye dön ve kederini ya da şefkat ihtiyacını onunla paylaş, zevkle ve suçluluk duymadan. ** Ey savaşçı, dünyanı sevdiğin kişilerle paylaş. Onları, yapmak istedikleri ancak bunun için yeterli cesareti toplayamadıkları şeyleri yapmaları için yüreklendir, böyle zamanlarda düşman elinde iki tabelayla ortaya çıkar, birinde: “kendini düşün, bütün nimetleri kendine sakla, yoksa her şeyini yitirirsin”, ötekinde:” sen kendini kim sanıyorsun da başkalarına yardım ediyorsun? Kendi kusurlarını göremiyor musun?” yazılıdır. Doğru, kusurların var, ama unutma ki  aynı zamanda yalnız başına büyüyemezsin, arkadaşlarından da uzaklaşamazsın. Bu yüzden o iki tabelayı da yere fırlat ve yakınındakileri yüreklendirmeyi sürdür. **Ey savaşçı, Lao Tzu, senin yolculuğun hakkında şunu söyler: “Bu Yol’da, küçük ve narin her şeye saygı göstermelisin, gereken davranışı göstermek için en uygun anı kollamayı öğren. Bir yayı birkaç kez çekmiş olsan bile oku nasıl yerleştirdiğine ve yayı nasıl gerdiğine yine de dikkat et. Neye ihtiyacı olduğunu bilen bir aceminin, aklı başında olmayan bir bilgeden daha zeki olduğunu unutma. Sevgi biriktirmek şans getirir, nefret biriktirmekse felaket. <sorunları teşhis edemeyen kişi, kapıyı trajedilerin girmesi için açık bırakmış sayılır. Savaş kavgayla aynı şey değildir. **Ey savaşçı, düşün, sakin bir köşeye otur ve kendini kutsal ışığa teslim et. Bunu yaparken başka hiçbir şey düşünmemeye çalış, zevk peşinde koşma, meydan okuyuşlara ve açıklamalara uzak dur, yeteneklerinin ve becerilerinin ortaya çıkmasına izin ver. Sen farkında olmasan bile, bu yetenekler ve beceriler, senin hayatını yönlendirmekte, gündelik yaşamını etkilemektedir. Düşünceye dalmışken, artık sen kendin değilsin, Dünyanın Ruhunun bir kıvılcımısın. Böyle anlarda sorumluluklarının bilincine var, nasıl davranman gerektiğini anla. Yüreğinin sessizliğinde, sana yol gösterecek bir ses duyacağını bil. **Ey savaşçı, bilirim bazen şöyle düşünürsün: “ben bir şeyi yapmazsan o şey yapılmadan kalır.” İşin aslı böyle değil, harekete geçmelisin, ancak Evren’in de bir şeyler yapmasına fırsat vermelisin.
  • Ey savaşçı, biliyorum, haksızlığa uğrarsan, çektiğin acıyı başkalarına göstermemek için genellikle yalnız kalmaya çalışırsın. Bu hem iyi hem kötüdür. İnsanın, yüreğinin kendi yaralarını sarmasına izin vermesi bir şeydir, zayıf görünmek korkusuyla sabahtan akşama kadar düşüncelere dalıp oturması başka bir şeydir. Unutma ki, hepimizin içinde bir melek ve bir de şeytan vardır, sesleri de birbirine benzer. Bir sorunla karşılaşınca şeytan, kendi kendimize konuşmamızı destekler, amacı ne kadar savunmasız olduğumuzu bize göstermektir. Melek ise, davranışlarımız üzerinde düşünmeye yöneltir bizi ve arada bir başkalarının dudaklarını kullanır kendini ifade etmek için. Yalnızlıkla başkasına bağlılık arasında denge kur. ** Ey savaşçı, saklaman yersiz, sevgiye ihtiyaç duyuyorsun. Sevgi şefkat senin doğanın bir parçasıdır. Güneşin batışını izlerken neşelenmiyorsan yanlış giden bir şey var demektir. Bu noktada mücadeleyi bırak ve batan güneşi birlikte seyredebileceğin insanlar ara. Birilerini bulmakta zorluk çekersen kendine şunu sor: “İnsanlara yaklaşmaktan çok mu korkuyordum? Biri bana sevgi gösterdi de ben mi fark etmedim.” Yalnızlıktan yararlan ama yalnızlığın senden yararlanmasına izin verme. ** Ey savaşçı, kendini tümüyle gevşek bırakarak yaşanmayacağını bil. Okçudan, okunu istediği uzaklığa fırlatabilmek için yayı gergin tutması gerektiğini öğren. Yıldızlardan, yalnızca içlerindeki patlama sayesinde parıldadıklarını öğren ve çitin üzerinden atlamaya hazırlanan atın bütün kaslarının gerildiğini gör. Ama, asla gerginlikle huzursuzluğu birbirine karıştırma. ** Ey savaşçı, sertlikle yumuşaklığı her zaman dengede tut. Düşünü gerçekleştirebilmen için hem sağlam bir iradeye ihtiyacın var, hem de büyük bir kabullenme kapasitesine. Bir amacın olabilir ancak o amaca götüren yol her zaman hayal ettiğin gibi çıkmayabilir. Bu yüzden disiplinle merhametin karışımına başvur, Tanrı, evlatlarını asla terk etmez, ama O’nun ne amaçladığını bilmek mümkün değildir, Tanrı yolu bizim adımlarımızla kurar. Kendi heyecanını ateşlemek için disiplin ile kabullenmenin bu birleşimini kullan, unutma ki hiçbir yeni önemli hareket, alışıldık bir şeyle başlamamıştır. ** Ey savaşçı, bazen, önüne çıkan engellerin çevresinden akan su gibi davran. Kimi zaman, karşı koymanın bedeli mahvedilme olabilir, bu nedenle koşullara uyum sağla, yolunun üstündeki taşların, dağlardan geçişini engellemesini hiç yakınmadan kabullen. İşte suyun gücü burada yatar: çekiçle parçalayamazsın onu yada bıçakla kesemezsin. Dünyanın en sağlam kılıcı bile onun yüzeyini bereleyemez. Bir nehrin suları, hangi yol uygunsa oraya uyum sağlayabilir, ama şu hedefinin deniz olduğunu da asla unutmaz.

 

  • Ey savaşçı, bil ki soyutlanma diye bir şey yoktur. Her şey somuttur, her şeyin bir anlamı vardır. Çadırında rahatça oturup dünyada neler olduğunu izleme, kendine karşı her meydan okumayı, kendini geliştirme yolunda bir fırsat olarak gör. Düşüncelerini eyleme dönüştür. Kimi zaman yanlış hedef seçeceksin, yaptığın yanlışın bedelini hiç sızlanmadan öde. Kimi zaman da yolundan ayrılıp zaman yitireceksin ve sonunda yine başladığın noktaya döneceksin. Ancak asla cesaretini yitirme. ** Ey savaşçı, bil ki, kendi zekana aşırı güvenirsen, hasmının gücünü küçümsersin. Bazen gücün, stratejiden daha çok işe yaradığını hiç aklından çıkarma. Zorbalığı asla küçümseme, durum fazlasıyla sertleşirse, savaş alanından çekilip düşmanının yorulmasını bekle. ** Ey savaşçı, düşmanın gücü seninkinden üstünse bunu anla, bu durumlarda onun karşısına çıkmaya karar verirsen yok edilirsin, onun kışkırtmalarına karşılık verirsen bir tuzağa düşersin. Bu yüzden, içine düştüğün güç durumdan kurtulmak için diplomasiye başvur. Düşmanın bebek gibi davranıyorsa, sen de aynısını yap. Düşmanın seni kavgaya davet ediyorsa anlamazlıktan gel. Arkadaşların sana korkak diyebilir ama sen bunlara aldırma, unutma ki, küçük bir kuş ne kadar öfkeli, ne kadar yürekli olursa olsun kedinin gözünde bir hiçtir. Böylesi durumlarda sabret, çok geçmeden kışkırtabileceği başka insanlar bulmak üzere çekip gidecektir düşmanın. ** Ey savaşçı, adaletsizlik karşısında duyarsız kalma. Her şeyin herkes için geçerli olduğunu, bir tek hareketin dünya üzerindeki herkesi etkilediğini de bil. Bu yüzden, başkalarının acı çektiğini görürsen düzeni sağlamak üzere kılıcını kullan. Ama zulme karşı savaşsan da asla zalimi yargılama, her insan Tanrı’nın önünde kendi yaptıklarının hesabını verecektir, sen görevini yerine getir, başkaca yorumda bulunma. Senin dünyadaki varlığının nedeni, insanlara yardım etmektir, onları yargılamak değil. Bunu asla unutma.

 

  • Ey savaşçı, asla korkaklık etme, kaçmak mükemmel bir savunma biçimi olabilir, ama insan çok korkuyorsa bu yola başvurmak doğru değildir. İkilemde kalırsan, yenilgiyi göze al, sonra yaralarını sararsın, çünkü bil ki, kaçtığın takdirde, saldırganın eline hak ettiğinden daha büyük bir güç verirsin. Zor ve sıkıntılı günlerde, kahramanlığınla, yürekliliğinle ve Tanrı’ya güvenerek müşküllere göğüs ger. **Ey savaşçı, asla acele etme, zaman senin lehine işler, sabırsızlığını yenmeyi bil, düşünmeden hareket etmekten kaçın. Ağır yürüyerek adımlarının  ne kadar sağlam olduğunu gör, dünyayı değiştirmeden önce kendini değiştirmen gerektiğini bil. Lanze Del Vasto’nun şu sözünü unutma: “Devrim yavaş yavaş yerleşir.” Meyveyi asla hamken koparma. ** Ey savaşçı, hem sabra ihtiyacın var hem de hıza. Yapabileceğin en kötü stratejik hatalar şunlardır: aceleci davranmak ve eline geçen fırsatı kaçırmak. Bunun önüne geçmek için, her bir durumu tekmişçesine ele al ve asla formüllere, reçetelere ya da başkalarının görüşlerine başvurma. Muaviye’nin “siyasi becerilerinin sırrı nedir?” sorusuna Amr bin As’ın verdiği cevabı hatırla: “Nasıl geri döneceğimi saptamadan asla bir işe girişmem, öte yandan hiçbir zaman bir işe girişir girişmez anında geri dönüp gitmek istediğim de olmadı. **Ey savaşçı, cesaretinin kırıldığı çok olur, onca arzuladığın duyguları uyandırmayı başaramayacağına inanırsın, yenilenlerden olduğunu, heyecanını hiçbir şeyin yerine getiremeyeceğini hissedersin geceler boyu. Acı çekersin, aklın karışır, çünkü ulaşmak istediğin yere henüz ulaşamadığını biliyorsun. Ama direngen ol ve hedefinden vazgeçmeye razı olma. Bil ki, hiç ummadığın bir anda, önünde yeni kapı açılır. ** Ey savaşçı, yüreğinde nefret duyguları barındırma, savaşa girdiğinde, İsa Peygamberin “Düşmanlarını sev” sözünü hatırla. Şnu da bil ki, bağışlamak her şeyi kabullenmek değildir. Başını eğme, eğer eğersen hayallerinin ufkunu göremez olursun, Unutma ki gücüne güç katan, savaş deneyimindir.

 

  • Ey savaşçı, geçmişi anımsa. İnsanların şöyle söylediğini duymuşsundur: “Yürüdüğüm yolun doğru yol olduğunu nasıl bilebilirim?” Ve pek çok insanın bu soruya yanıt bulamadığı için arayışından vazgeçtiğine tanık olmuşsundur. Tereddüt etme, şu sözün peşinden git: “Onları verdikleri meyvelerden tanıyacaksın.” ** Ey savaşçı, sezginin önemini bil, savaşın içindeyken, düşmanın darbeleri üzerinde düşünmek için zamanın yoktur, bu yüzden sezgilerini kullan ve meleğinin sözünü dinle. Barış günlerinde Tanrı’nın sana gönderdiği işaretleri çözümle, insanlar sana ‘Deli’ derler, ya da ‘hayal dünyasında yaşıyor’ derler, ama sen, sezginin Tanrı’nın alfabesi olduğunu bil, rüzgarın sesini dinle, yıldızlarla konuşmayı sürdür. ** Ey savaşçı, asla gururu kibirle karıştırma ve kendi abartılarına hiçbir zaman inanma. ** Ey savaşçı, ruhun göklerdeki bulutlar kadar özgürdür ama sen düşüne bağlı kal, Kendi seçtiğin Yol’da yürürken, çoğu zaman ister istemez erken kalkman, sana hiçbir şey öğretemeyecek insanlarla konuşman, bazı özverilerde bulunman gerekir. Özgür ol, ama açık duran fırında ekmek pişmeyeceğini de bil. ** Ey savaşçı, bir işe kalkışırken ne elde edebileceğini, hedefine nasıl ulaşacağını ve önerilen görevi yerine getirip getiremeyeceğini bil. Gandi’nin stratejisini saygıyla dinle.

 

  • Ey savaşçı, küçük şeylere önem ver, çünkü onlar başına ciddi dertler açabilirler. Bir diken yolcuyu durdurabilir, minicik bir hücre, sağlıklı bir organizmayı mahvedebilir, küçük şeyleri dikkate al, bazen kendine karşı acımasız ol, ama böyle davranmayı yeğle. Unutma ki, şeytan ayrıntıda gizlidir. ** Ey savaşçı, biliyorum her zaman inançlı değilsin, hatta öyle anlar gelir ki hiçbir şeye inanmazsın. İnancını yitirsen de yolundan dönme, daima ilerle, sonunda inancın geri gelir. ** Ey savaşçı, hiç kimsenin yalnız olamayacağını bil, tek başına savaşamazsın, planın ne olursa olsun, başkalarına bağımlısın. Stratejini tartışmaya, yardım istemeye ve dinlendiğin anlarda, birlikte ateşin karşısında oturup öykülerle eğlendirebileceğin birinin varlığına ihtiyaç duyarsın. Yine de eylemlerin saydam, planların gizli olsun. ** Ey savaşçı, iki savaş arasında dinlen, çoğu zaman günlerini boş geçiriyorsun, çünkü içinden öyle geliyor, ne var ki sezgilerin tetikte olsun. Tembellik edip günah işleme, çünkü bunun sonunun nereye varacağını biliyorsun. Unutma ki bu mezarlık huzurudur. Dinlen, neşelen, ama her zaman tetikte ol. **Ey savaşçı, herkesin birbirinden korktuğunu bil, bu korku ya saldırganlık olarak ya da boyun eğiş olarak kendini gösterir. Bunlar aynı sorunun iki yüzeyidir. Bu yüzden, ne zaman içine korku salan birisinin karşısında bulunsan, onun da senin gibi güvensizlik duyduğunu aklından çıkarma. Ancak bu durumla nasıl başa çıkacağını karşındakinden daha iyi bil, neden? Çünkü korkuyu motor olarak kullan, fren olarak değil. Hasmından bir şeyler öğren ve buna uygun biçimde hareket et.

 

  • Ey savaşçı, senin için imkansız sevgi diye bir şey yoktur, ne sessizlik ne de ilgisizlik ya da reddedilme senin gözünü korkutur. Bil ki, insanların yüzündeki ifadesiz maskenin gerisinde sıcacık bir yürek vardır. İşte bu yüzden başka insanlardan daha fazla riske atıl, sık sık hayır sözcüğüyle karşılaşacağını bilsen de, evine yenilmiş, bedeninle ve ruhunla reddedilmiş olarak dönecek olsan da, sürekli olarak birinin sevgisini ara. İhtiyacın olan şeyi ararken asla korkuya baş eğme. ** Ey savaşçı, önemli bir savaş öncesindeki sessizliği tanı, bu sessizlik sana şöyle söyler gibidir: “Her şey durdu, savaşı unutup biraz keyfine baksana.” Deneyimsiz insanlar bu noktada silahlarını bırakır, canlarının sıkıldığından yakınırlar. Sen o sessizliğe dikkatle kulak ver, bir yerlerde bir şeyler olmaktadır. Korkunç depremlerin hiçbir uyarıda bulunmadan geldiğini bil, başkaları gevezelik ederken sen kılıcınla çalış ve gözlerini ufuktan ayırma. ** Ey savaşçı, inançlı ol, mucizelere inanırsan onlar gerçekleşmeye başlarlar, düşüncelerinin hayatını değiştireceğinden emin olursan hayatın değişmeye başlar, sevgiyi bulacağına inanırsan sevgi kendini gösterir. Ara sıra hayal kırıklığına uğrar, bazen incinirsin. Ancak buna değdiğini bil, her yenilgi için alacak hanene iki yengi yazılmıştır. ** Ey savaşçı, bil ki, ışığı izlemek en iyi yoldur. İhanet etmiş, yalan söylemiş, yolundan sapmış, karanlığa göz kırpmış olabilirsin, ve sanki hiçbir şey olmamış gibi her şey yolunda gitmiş olabilir. Bil ki, sonra ansızın bir uçurum açılır, işte o zaman kendini felakete sürüklemeden önce dur, başını kaldırıp göğe bak, bir ses sana şöyle söyleyecektir: “Herkes hata yapabilir, bağışlandın, ama yürekten istemelisin bunu, bu senin tercihin olmalı.” Sen bağışlanmayı kabul et. ** Ey savaşçı, her zaman kendini geliştir, unutma ki, kılıcının her vuruşunda, yüzlerce yılın bilgeliği ve düşünceleri saklıdır. İndirdiğin darbeleri kusursuzlaştırmaya çalış.

 

  • Ey savaşçı, güvenilir ol, bazı hatalar yaparsın, bazen kendini olduğundan daha da önemli sanırsın, ama yalan söyleme. Kadın olsun, erkek olsun arkadaşlarınla konuştuğun zaman, ağzından çıkanların, düşüncelerinin bir kanıtı gibi, Evren’in belleğine kazındığını bil. Ve kendine şunu sor: “Söylediğim şeylerin hepsini yerine getiremediğim çok oluyor, o zaman neden bu kadar çok konuşuyorum?” Yüreğin sana şu yanıtı verecektir: “Sen düşüncelerini herkesin içinde savunuyorsan söylediklerine uygun biçimde yaşamak için çaba göstermelisin.” Ama unutma ki, söylediğin gibi biri olduğuna inanırsan sonunda öyle olursun. ** Ey savaşçı, mücadelen sırasında ara sıra mola vereceğini bil, olayları zorlamanın anlamı yoktur, sabırlı olmalı ve iki tarafın yeniden çarpışacağı anı beklemelisin. Savaş alanının sessizliğinde yüreğinin atışlarını dinle. Sinirli olduğunu, korktuğunu fark et. Yaşamının muhasebesini yap, kılıcının keskin, içinin huzurlu olduğuna, yüreğinin hala inançla dolu bulunduğuna emin ol. Kendine özen göstermenin eylem kadar önemli olduğunu bil. Her zaman yolunda gitmeyen bir şey çıkar, zamanın durduğu anlardan yararlanıp kendini daha iyi hazırla. ** Ey savaşçı, kılıç tutan elini yakalamak için bir melekle bir şeytanın yarıştığını bil. Şeytan sana der ki: “Güçten düşeceksin. Bunun ne zaman olacağını bilemeyeceksin, korkuyorsun.” Melek de : “Güçten düşeceksin. Bunun ne zaman olacağını bilemeyeceksin, korkuyorsun.” der. Şaşıracaksın, melek de şeytan da sana aynı şeyi söylemişlerdir. Sonra şeytan devam eder: “Sana yardım edeyim”, melek de şöyle der: “Sana yardım edeyim”. İşte o anda, aradaki farkı anla, sözcükler aynı olabilir, ama sana yardım öneren bu iki kişi birbirinden tümüyle farklıdır. Sen meleğin elini seç. ** Ey savaşçı, kılıcını çekersen onu kullan, bir yolu açmak için, birine yardım etmek için tehlikeyi savuşturmak için kullanılabilir kılıç, ama unutma ki o kaprislidir ve iyi bir amaç uğruna olmadıkça kınından sıyrılmaktan hoşlanmaz. İşte bu yüzden, asla tehditler savurma, saldırabilir, kendini savunabilir ya da kaçabilirsin; bütün bu hareketler savaşın bir parçasıdır. Ama unutma ki, indireceğin darbeden söz ederek, o darbenin gücünü azaltmak savaşın bir parçası değildir. Gözün kılıcının üstünde olsun, ama kılıcın da senin her hareketini gözlediğini unutma. Kılıcını dile düşürme. ** Ey savaşçı, bazen kötülük peşini bırakmaz, böyle olunca onu çadırına davet et. Ve ona sor: “bana mı zarar vermek istiyorsun yoksa beni kullanarak başkalarına mı?” Kötülük seni duymamış gibi yapar, senin ruhundaki karanlığı bildiğini söyler, henüz kapanmamış yaralara dokunur ve intikam al der, düşmanlarını mahvetmek için başvurabileceğin bazı hilelerden ve kurnazlıklardan söz eder. Onu dinle, konuşmaları tavsar gibi olursa, değişik planları hakkında sorular sorarak kötülük’ün sözlerine devam etmesi için destekle. Söylenecekler söylenince ayağa kalkıp dışarı çık, kötülük bu uzun konuşmanın ardından kendisini o kadar yorgun ve tükenmiş hisseder ki senin peşinden gelecek gücü bulamaz.

 

  • Ey savaşçı, bilmeyerek yanlış bir adım atar ve uçuruma yuvarlanırsın, hayaletlerden ürkersin, yalnızlık kıvrandırır seni, amacın Hayırlı Savaş’tır, böyle bir şeyin başına gelebileceğini hayal bile etmemişsindir, ama gelmiştir. Üstadına başvurursun: “üstat, uçuruma yuvarlandım, buranın suları çok derin, çok karanlık” dersin ona. Üstadın sana şöyle cevap verir: “Şunu unutma, suya dalmak, boğulmak için yeterli değildir, yüzeyin altında kalırsan boğulursun.” Düştüğün bu kötü durumdan var gücünle kurtulmaya çalış. ** Ey savaşçı, bazen çocuk gibi davranırsın, insanlar şaşırıp kalırlar, bir çocuğun eğlenmek, oyun oynamak ihtiyacı duyacağını, dine biraz saygısızlık edebileceğini, kendisinin bile saçma sapan sözler edebileceğini unutmuştur onlar. Dehşet içinde şunu sorarlar: “manevi yol bu mu ha? Hiç de olgun biri değil o” Böyle yorumlardan gurur duy, ve misyonunu bir an bile aklından çıkarmadan onca saflığın ve neşen arasında Tanrı ile olan bağını koparma. ** Ey savaşçı, sorumluluk sözcüğünün asıl anlamı, “karşılık verme, tepki gösterme kapasitesi” olduğunu unutma. Sorumluluk hisseden biri, gözlemleme ve öğrenme yeteneğine sahip olduğunu kanıtlamış biridir. Hatta sorumsuz davranmak bile gelir elinden, bazen, kendini bir olayın akışına kaptırırsın, ne katılırsın o olaya, ne de tepki verirsin. Ama sen dersini almışsındır, gerekli konumu almış, verilen öğüdü dinlemiş ve alçakgönüllülük gösterip yardım kabul etmişsindir. Sorumlu biri olarak sen, dünyanın yükünü omuzlarında taşıyan biri değilsin, içinde bulunduğun anın getirdiği güçlüklerle başa çıkmayı öğrenmiş olan birisin. ** Ey savaşçı, savaş alanını her zaman sen seçemezsin, kimi zaman tercihin olmayan savaşların ortasında bulacaksın kendini ve şaşıracaksın; ama kaçmanın anlamı yoktur, bu savaşlar senin peşini bırakmaz. Böyle durumlarda çatışma kaçınılmazsa hasmınla konuş, Korku da korkaklık da göstermeden, karşındaki adamın bu savaşı neden istediğini bulmaya çalış. Kılıcını kınından bile çıkarmadan, bu savaşın kendine göre olmadığına karşındakini ikna et. Hasmının söyleyeceği sözü dinle, gerekmedikçe de savaşma. ** Ey savaşçı, önemli kararlar alman gerektiğinde elin ayağın titresin. Bunun altından kalkamazsın, haydi cesaretini topla der arkadaşların, böylece iyice kararsız kalırsın. Kaygılar içinde birkaç gün geçirdikten sonra köşene çekil, genellikle oturup düşündüğün, dua ettiğin yerdir burası. Kendi geleceğini görürsün burada, davranışın sonucunda kazançlı çıkacak ya da zarar görecek insanları görürsün, hiç kimseye gereksiz acılar çektirmek istemezsin ama kendi yolundan da ayrılmak istemezsin. Sonra alacağın kararı açıkla, evet demen gerekiyorsa, cesurca söyle, hayır demen gerekirse bunu da gözünü kırpmadan yap.

 

  • Ey savaşçı, kendi Kişisel Menkıbe’ni baştan sona kabullen. Arkadaşların senin için, inancı ne kadar güçlü derler. Bir an gurur duyarsın, hemen arkasından da bu sözlerden mahcup olursun, çünkü aslında göründüğün kadar inançlı değilsindir. Tam bu sırada meleğin kulağına şöyle fısıldar: “Sen yalnızca ışığın bir aracısın, gurur duyman için de utanç duyman için de bir neden yok, yalnızca mutluluk duyman için nedenler var.” Ve bir araçtan başka bir şey olmadığını anlayınca, daha soğukkanlı ve daha güvenli hisset kendini. ** Ey savaşçı, kabul edilmez olanı asla kabul etme. ** Ey savaşçı, yenilgi senin kapını sık çalar, böyle zamanlarda sessiz kal, konuşarak tüketme enerjini, çünkü sözcükler bir işe yaramaz. Birisi’nin seni gözlediğin bilerek gücünü, direnmek ve sabretmek için harcaman daha iyidir, bu Birisi, senin gereksiz yere acı çektiğini görür ve bunu kabul etmez. Bu Birisi, sana en çok ihtiyacın olan şeyi verir: “Zaman”. Er ya da geç her şey yeniden senin lehine dönecektir, Sen bilgesin, yenilgilerinden söz etme. ** Ey savaşçı, kılıç uzun ömürlü olmayabilir ama sen öyle olmak zorundasın. İşte bu yüzden yeteneklerinin seni kandırmasına izin verme, böylece gafil avlanmazsın. Her şeye hak ettiği değeri ver. Sık sık ciddi konular üzerinde düşünürken şeytan kulağına fısıldar: “Hiç aldırma, önemli değil.” Kimi zaman da sıradan şeylerle yüzyüze kaldığında şeytan şöyle der: “Bütün enerjini bu sorunu çözmeye ayırmalısın” Sen şeytanın söylediği şeylere kulak asma, kılıcının efendisi ol. ** Ey savaşçı, gözünü her zaman açık tut, kılıcını kullanmak için kimseden izin isteme, kılıcını kuşan, yaptıklarını anlatmak için de zaman harcama, Tanrı’nın isteklerine uy, yanıtını yaptıklarınla ver. İki yanına bakıp kimin dost olduğunu anla, arkana bakıp düşmanlarını tanı, ihanet karşısında acımasız ol, ama intikam arama, düşmanlarını hayatından çıkarmakla yetin, onlarla gereğinden uzun dövüşme. Rol yapma, olduğun gibi ol.

 

  • Ey savaşçı, sana zarar vermek isteyenlerle bir arada bulunma, seni avutmak isteyenlerle de. Yalnızca yenilmişken yanında olanlardan uzak dur, bu sahte dostlar, zayıflığın ödüllendirildiğini kanıtlamak isterler, sana hep kötü haber taşırlar, güvenini yıkmak isterler, bunların hepsini dayanışma maskesi altında yapmak isterler. Seni yaralanmış görünce gözyaşlarına boğulurlar, ama yüreklerinin ta derininde mutludurlar, çünkü bir çarpışmada yenilmişsindir, Bunun kavganın bir parçası olduğunu anlamazlar. Senin gerçek dostların her zaman yanındadırlar, kötü günde de,  iyi günde de. ** Ey savaşçı, Mücadelenin başında “hayallerim var” demiştin, birkaç yıl sonra amaca ulaşmanın gerçekten mümkün olabileceğini fark edersin, ödüllendirileceğini anlarsın, o anda birden hüzünlenirsin, başkalarının mutsuzluklarını bilirsin, ve senin tatmak üzere olduğun şeyi hak ettiğine inanmazsın. Meleğin sana, vazgeç her şeyden, diye fısıldar. Diz çök ve elde ettiğin her şeyi Tanrı’ya sun. Bu teslim oluş, seni artık budalaca sorular sormaktan vazgeçirtir ve suçluluk duygularıyla baş etmene yardımcı olur. ** Ey savaşçı, kılıcını elinde tut, neyi yapacağına, neyi yapmayacağına sen karar ver. Öyle anlar gelir ki, hayat seni bir krizin içine iter, sevdiğin şeylerden ayrı düşersin, İşte o zaman düşün, Tanrı’nın isteğini mi yerine getiriyorum yoksa bencillik mi ediyorum. Sevdiklerinden ayrı düşmen Yol’unun bir parçasıysa yakınmadan kabullen bunu, ancak bu ayrılığın kaynağı, bir başkasının sapkın hareketleriyse, yanıtın amansız olsun, Unutma ki sen, hem kudretlisin, hem de bağışlayıcısın. Her iki özelliğini de aynı beceriyle kullan. ** Ey savaşçı, şu sözcüğün tuzağına asla düşme: “Özgürlük”. Her zaman bir şeye bağlı ol, hayallerinin tutsağı ol ama istediğini de yap. ** Ey savaşçı, mücadelende ısrarcı olma, özellikle de ortada ne ilerleme ne de gerileme varsa. Eğer bir savaşta ilerleme olmuyorsa, düşmanlarla oturup ateşkes koşullarını görüşmen gerektiğini bil, her iki taraf da kılıç sanatını uygulamışlardır, artık birbirlerini anlamaya ihtiyaçları vardır. Bu onurlu bir davranıştır, korkaklık değildir, kuvvetlerin dengelenmesidir, strateji değişikliğidir. Barış yapılınca evine dön, hiç kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değilsin, Hayırlı Savaş’ı yürütmüş ve inancını korumuşsundur, sen ve rakibin biraz özveride bulunup müzakere sanatını öğrendiniz.